12 Eylül 2013 Perşembe

VISIONS OF MEXICAN ART CERMODERN ANKARA


Bu cermodern iyi ki var Ankara'da.Ara sıra gidip insanlardan ve maddi manevi tüm değerlerinden çok şeyler öğreniyoruz.Eserlere tanık olmak ve araçlarıyla sanatçı arasındaki duygulara ortak olmak beni en mutlu eden şey.Çünkü sanat, kültür, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçtır.Doyuyorum...Seviyorum...



Pembe Not : Resimler orijinal olduğu için dokunmak yasaktı ama ben bi haylazlık yapıp elimi fırça darbelerinde gezdirdim...Hissetmek çok ilginç geliyor.

benjamin dominguez tarihsel dolap tuval üzeri yağlı boya










 Visions of Mexican Art-Gelenekten Modernizme sergisi, Meksika Sanatı hakkında
bütüncül bir kapsam sunmayı hedeflememektedir. Ancak, Türkiye’de ilk kez
sergilenen Meksika ve Latin Amerika’da sanat eğilimleri ve akımları hakkında geniş
bir bilgi içermektedir. 
 


 

25 Ağustos 2013 Pazar

TOMORROWLAND



Gazetelerdeki yerli yersiz reklamlara inat.
Kaybedilen istihdamlara... 
Zenginliğe inat 
Buzdolabından fazla elektrik harcayan i phone'a.... 
Kadınlara yapılan işkencelere inat.

Kaybolan mesleklere,hatırlanmayan şifrelere...
Binlerce kişinin ölüm emrini veren diktatörlere... 
Yalnızlığa,çelişkilere inat.
İzlenmeyen filmlere,hayvan sevmeyenlere...
Boştan yere kalori aldığımız kolaya...
Susmak bilmeyen konuşmacılara,hak edilmeyen başarıya...
Ön yargılara inat.

YAŞAMALIYIZ HAYATI....



√ Sürekli hareket ettiğimiz 
√ Bol bol su içtiğimiz 
√ Rutin olmadığımız,otomatikleşmediğimiz
√ Açık görüşlü olduğumuz 
√ Beynimizi iyi şeylerle beslediğimiz 
√ Kendimizi başkasının yerine koyduğumuz 
√ Aklımızı bir şeylere takmadığımız 
√ Sosyal medya diyeti yaptığımız 
√ Beynimizi kullandığımız 

NİCE GÜNLERE.....

UNUTMAYALIM...
AÇILAN İKİ KOL ARASINA SIĞMAYACAK DÜNYA YOKTUR.

14 Şubat 2013 Perşembe

           CENNETTE MEVSIM YAZ OLMALI HATTA ILKBAHAR... 

       ILIK HAVANIN SICAK TENINE DEGMESI,DUT AGACININ ALTINDA OTURMAK.








       ÇOCUK OLMALI ORADA İNSAN,GÖZLERİNİ KISMALI GÜNEŞİ GÖRÜNCE DERE YATAĞINA SOKMALI AYAKLARINI...

........



EN YAKIN ARKADAŞIYLA KİRAZ YEMELİ...TIRMANMALI... KOŞMALI...PAPATYALARDA YUVARLANMALI 



CENNET GÖRDÜĞÜM ÇOCUK ELLERİM OLMALI.


                                                ''Tuğba Ekici''

DİKKAT ÇEKENLER

“Cumhuriyetimize Dair” söyleyeceklerimiz var.

“Cumhuriyet muhabbetleri”nden oluşan elinizdeki bu kitap, klasik bir tarih çalışması değil, akademik eser ise hiç değil. Sadece bir dizi Cumhuriyet sohbeti...

Ülkemize, devletimize, kendimize ve yakın tarihimizin son asrına bakış...

İlber Hoca ile muhtelif zaman ve mekânlarda yıllar boyu bir araya gelişlerimizin her biri, tadına doyum olmaz tarih, kültür, edebiyat, şehir ve yaşam sohbetleriyle dopdoluydu.


8 Şubat 2013 Cuma

3 Şubat 2013 Pazar

FIND A FRIEND



Kitap okuyan daha uzun ömürlüdür.Marc Levy'nin dediği gibi yalnızlıkların ilacı 

"Bazen en kestirme yol bir dosta eşlik etmektir."

O dost yaşamın iksiri kitap okumak oluyor çoğu zaman.Yitirilmiş beraberliğe ağıt Beyaz Diş Jack London`da öğreniyorum.İnanılmaz çirkin olan,doğanın ona üvey evlat gibi davrandığı yavru kurtun o denli muhteşem anlatımı...

''Çenesi hafifçe aralandı,dudakları biraz gerildi ve gözlerine,keyiften ziyade,sevgi dolu alışılmadık bir ifade geldi.Gülmeyi öğrenmişti...''

 Ya da bu bakış açısına kim sahip olabilir;

''Yavru kurt bir insan gibi düşünseydi hayatı doymak bilmez bir iştah,dünyayı da sayısız iştahlının kol gezdiği,birbirlerini kovaladığı avladığı ve avlandığı,yediği ve yendiği şiddet ve karmaşa dolu tam bir oburluk ve katliam kaosu içindeki,tesadüflerle yönetilen,plansız,sonu olmayan bir yer olarak tasavvur edebilirdi.''

''Mağlup olduğunu söyleyen bir insan,zaten yarı yarıya mağlup olmuş demektir." 

''Zayıfları ezgüçlülere boğun eğ.''

''Bütün canlılar güç sahibi olmayı sever.''

Kim Marc Levy'nin anlatımını verir bana.

''Bir kartpostal. Lunaparkta bir atlı karınca.Fotoğrafta hiç kimse yok,yalnızca tahta atlar,arkada ışıklar ve rüzgarlarla savrulan kırmızı bir balon.''

Yaşı elliye yaklaşmış ince ve uzun boylu zayıf yüzlü bir asilzadeyle tanıştım sonra.

"Eşitliğe kavuşabilecek miyim sonunda ?"
"Eşitlik değil,kişilik" diye düzeltti Don Kişot.
Evet tanıştığım o adam şunu öğretti bana;


"Bugün kaybedilen yarın kazanılabilir."


"Tanrı kendini küçülteni yüceltir."


"Bir kapı kapanırsa bir başkası açılır."

 bazen hınzırca ;

''Yaramaz çocukların bir lafı vardır: Gücünle alabileceğin şeyi kesinlikle istemeyeceksin.''


''Ölüler mezara,diriler de karınlarını doyurmaya gitmeli derler.''


"İnsan bir melek sevdiğini sanır,ama o maymundur aldanır." 


Evet silmek yazmak kadar önemlidir.Sabahattin Ali'nin muvakkat,gıpta,nikbin,yeis kelimelerini sildim aklımdan bana ondan hatıra Kürk Mantolu Madonna kaldı.


"Bu oydu.Bir an kadar gördüğüm yüzü,sisli kafamda bir şimşek gibi çakmıştı.Bu,yabankedisi kürkünün içinde,soluk yüzü,siyah gözleri ve uzunca burnu ile,sergide gördüğüm resmin ta kendisi,"Kürk Mantolu Madonna'ydı.

 
Raif Bey şöyle dedi sonra;

''Ne kadar çok insanı seversek,asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz.Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir."

''Sen bana,dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu,benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin."


Perihan Mağden de Ali ile Ramazan'ı anlattı.


''Ali ile Ramazan...
Kısa ama acı yaşadılar...
Ve sonuna kadar gerçekti yaşadıkları.''










1 Kasım 2012 Perşembe


SIRF SOKRATES GEÇİYOR DİYE :)


 Kadınlar Üzerine Ahmet Abi’nin Gözünden
 Kaçanlar




Socrates’in karısı niye ağladı?
Socrates yargılama sonrası baldıran zehrini          
kafasına dikerken şirret karısı onun için ilk kez 
ağlayıp şunları söyledi:
—Durun, o suçsuzdur.
Socrates kızarak cevapladı karısını:
—Sus be kadın, bir de suçluyken mi 
öldürülecektik…
Ama kadın ağlamaya devam etti.
Niye mi?
İşte size binlerce yıllık muammanın deşifresi:
Bence, Socrates’in şirret karısı “Kocamı ben 
dırdırımla öldüre
medim, şimdi devlet öldürüyor, bu benîm 
nezdimde dünyanın
tüm kadınlarına yapılmış bir aşağılamadır.” 
diyerek sinirlenip
ağladı…